BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Home » Internatıonal News » DHKC Açıklama:454 30 Temmuz 2015. DHKC Statement 454 30/07/2015

DHKC Açıklama:454 30 Temmuz 2015. DHKC Statement 454 30/07/2015

DHKC Açıklama:454 30 Temmuz 2015
Tarih: 30 Temmuz 2015 / Açıklama: 454
Emperyalizme Uşaklığınızı Yalanlarla, Terör Demagojileri İle, pisliklerinizi Üzerimize Atarak Meşrulaştıramazsınız
“Teröre Karşı Mücadele” Demagojisi İle Amerikan İşbirlikçiliğinin Ve Halka Karşi Uygulanan Faşist Terörün Üstünü Örtemezsiniz!
Başbakan Ahmet Davutoğlu 25 Temmuz’da basına yaptığı bir açıklamada “Biz DHKP-C’nin Kandil’de PKK ile birlikte ne yaptığını çok iyi biliyoruz” dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu alçakça yalan söylüyor, hareketimize iftira atıyor; DHKP-C’nin ne Kandil’de, ne de başka bir yerde PKK ile birlikte yaptığı hiçbir işi yoktur. Tam aksine DHKP-C’nin PKK’ye yönelik emperyalizm ve Oligarşiyle girdiği uzlaşmacı, teslimiyetçi çizgisinden dolayı çok ciddi eleştirileri vardır.
AKP yalanlarla, iftiralarla dışta Amerikan uşaklığını, içte faşist terörünü meşrulaştırmaya çalışıyor… Bunu da IŞİD, PKK gibi örgütlerle partimizi aynı torbaya koyup “terörle mücadele” demagıjisi ile yapıyor…
24 Temmuz sabaha karşı 34 ilde 5 bin polis ile IŞİD, PKK ve DHKP-C’ye yönelik “terör operasyonu” adı altında faşist terör saldırıları düzenledi. Bu saldırılarda devrimci Günay katletti… Bir haftadır sürmekte olan operasyonlarda 34 ilde toplam 1100 civarında kişiyi gözaltına aldı…
Günay Özarslan’ın katledilmesi Amerika ve işbirlikçi AKP tarafından Temmuz ayının başından beri parlamentodan dahi gizli yapılan görüşmelerde hareketimiz hakkında aldıkları “İMHA” kararının sonucudur. Ganay Özarslan’ın “İMHA” talimatını bizzat Tayyip Erdoğan vermiştir. Katliam Günay Özarslan’ın “canlı bomba” olduğu demagojisiyle meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
Bir devrimciyi katletmenin hesabını Amerika başta olmak üzere Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve tüm AKP’lilerden ve AKP’nin katil polislerinden soracağız.
“TERÖRE KARŞI MÜCADELE” DEMAGOJİSİ İLE AMERİKAN İŞBİRLİKÇİLİĞİNİN VE HALKA KARŞI UYGULANAN FAŞİST TERÖRÜN ÜSTÜNÜ ÖRTEMEZSİNİZ!
AKP, “teröre karşı mücadele” adı altında halka karşı her türlü kontra faşist terör yöntemlerini kapsayan bir savaş açmıştır.
– Suruç katliamı bu savaşın bir parçasıdır.
– 34 İlde, 5 bin polis ile IŞİD, PKK ve DHKP-C’yi “terörle mücadele” adı altında saldırması bu savaşın bir parçasıdır.
– Günay Özarslan’ın “Canlı bomba” diyerek katledilmesi bu savaşın bir parçasıdır…
– Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Biz DHKP-C’nin Kandil’de PKK ile birlikte ne yaptığını çok iyi biliyoruz” diye yaptığı açıklama bu savaşın bir parçasıdır.
ÇÜNKÜ AKP, ABD’YE TAM UŞAKLIKTA ANLAŞMIŞTIR!
AKP, EMPERYALİZMİN ORTADOĞU POLİTİKALARI KARŞISINDA AMERİKA’YA TAM OLARAK DİZ ÇÖKMÜŞ, İNCİRLİK’TEN DİYARBAKIR’A KADAR TÜM ÜSLERİ AMERİKAN HİZMETİNE AÇARAK PARLAMENTODAN BİLE GİZLEDİKLERİ TAM BİR UŞAKLIK ANLAŞMASI YAPMIŞTIR!
HAREKETİMİZE YÖNELİK İNFAZ, İMHA VE KATLİAM TEMELLİ SALDIRILAR DA UŞAKLIK ANLAŞMASININ BİR PARÇASIDIR!..
Amerika’nın Suriye’yi bölüp parçalama politikalarının sonucunda Türkiye’nin güney sınırında oluşan Kürt bölgesi AKP’nin Suriye’de emperyalistlerle temel çelişkisi olmuştur. Amerika Esad iktidarını yıkmak için besleyip büyüttükleri IŞİD, EL NUSRA, ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) gibi işbirlikçi örgütler ile sonuç alamayınca kontrolden çıkan IŞİD’e desteğini çekerek Ortadoğu politikalarını PYD üzerinden gerçekleştirmeye çalışmaktadır.
Amerika öncülüğünde IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyon güçleri arasında hem PYD, hem de AKP vardır. Ancak AKP güney sınırında Suriye Kürtleri’nden bir bölge oluşturulmasına karşı IŞİD’i desteklemeye devam etti, IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyon içinde etkin rol almadı.
Suriye’de Kürt bölgesinin oluşumunu engellemek için bir süre “direnen” AKP Temuz ayının başından beri ABD ile yapılan “gizli” görüşmeler sonucunda Amerikan politikalarına tam olarak teslim olmuştur.
AMERİKA 7 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE AKP’NİN ALTERNATİFİ BİR PARTİYİ YARATAMAMIŞTIR. ŞİMDİ AKP’Yİ HİZAYA ÇEKEREK YOLA DEVAM DEMİŞTİR!
AKP, Amerika’nın tam desteğini arkasına alarak halka karşı savaş açmıştır. Suruç’ta olduğu gibi her türlü kontra yöntemlerle pervasızca saldırmaktadır.
Çünkü AKP halka karşı savaş açmadan ABD’ye tam uşaklığını sürdüremez.
Tam uşaklığın anlamı; halk çocuklarının Ortadoğu’da Amerikan çıkarları için katledilmesidir.
Tam uşaklığın anlamı; topraklarımızın emperyalizmin savaş karargahı olarak kullanılması demektir.
Tam uşaklığın anlamı; ülkemizdeki üslerden kalkan savaş uçaklarıyla Ortadoğu halklarının kanının akıtılması demektir.
Tam uşaklığın anlamı; Amerikan çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesinde Türkiye’nin maşa olarak kullanılması demektir.
Tam uşaklığın anlamı; ülkemizin yağma ve talanının pervasızca sürdürülmesi demektir…
Tam uşaklığın anlamı; bütün bunların yapılması için her türlü kontra yöntemlerle, faşist terörle halkımızın sindirilmek istenmesi demektir…
SURUÇ’TA 32 KİŞİNİN KATLEDİLMESİ TAM UŞAKLIK POLİTİKALARININ SONUCUDUR!
AKP, faşist terör olmadan halka rağmen iktidarını sürdüremez…
Halka savaş açmadan tam uşaklık politikalarını hayata geçiremez…
Emperyalistlerin tam desteğini alan AKP iktidarını sürdürebilmek için Suruç’ta 32 kişiyi katletmiştir. IŞİD, AKP’nin kontra faşist terörünü meşrulaştırmak için kullandığı bir araçtır. Amerika Ortadoğu’ya müdahale için nasıl IŞİD’i kullanıyorsa, AKP de halka karşı savaşta IŞİD’i araç olarak kullanıyor.
Oligarşi halka karşı mücadelede IŞİD gibi örgütleri her zaman kullanmıştır. 1970’li yıllarda bunu bizzat ABD’nin komando kamplarında yetiştirdiği MHP’liler ile yaptı. 1 Mayıs’tan, 16 Mart’a, Maraş’tan Çorum’a bütün kitle katliamları bizzat Amerika ile devlet tarafından planlanıp hayata geçirilmiştir.
90’larda ise özellikle Kürdistan’da devlet kendi kontra çetelerinin yanında Hizbullah’ı kullanmıştır. Yarın ihtiyaç duyduğunda IŞİD ya da başka bir kontra örgütü kullanacaktır. Devletin katliamları ile teşhir olduğu yerde bu tür kontra örgütler her zaman halkı ve devrimcileri sindirmek için kullandıkları araçlardır.
Suruç’ta da AKP 32 kişiyi katlederek halka saldırılar konusunda neleri yapabileceğini göstermiştir…
5 BİN POLİS İLE 34 İLEDE IŞİD, PKK, DHKP-C OPERASYONU İLE AKP AMERİKAN UŞAKLIĞININ ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İSTEMEKTEDİR!
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Suruç katliamının arkasından yaptığı açıklamada “çok farklı bir mücadele içine giriyoruz” dedi…
Tayyip Erdoğan’ın “çok farklı bir mücadele”den kastı son bir haftadır yaşanan Amerikan uşaklığı çerçevesindeki her türlü kontra terör yöntemleridir.
5 bin polis ile 34 ilde IŞİD, PKK ve DHKP-C’ye ‘terörle mücadele’ adı altında yaptığı “torba” opersyon ile AKP, halkın çeşitli kesimlerini etkisizleştirmek istiyor.
AKP, IŞİD’e karşı sınır ötesi ve yurt içinde yaptığı operasyonlar ile emperyalistlere uşaklık politikasında rüştünü ispatlamak istiyor. Düne kadar TIR’lar dolusu silahlar göndererek beslediği IŞİD’i bugün Amerikan uşaklığının gereği olarak “terör örgütü” ilan etmiştir, Amerikan politikaları doğrultusunda operasyonlar yapmaktadır.
NEDEN TORBA OPERASYON?
IŞİD, PKK ve örgütümüzün ortak hiçbir yanları yoktur. Ancak AKP üç örgütü aynı torbaya koyarak birçok amacını gerçekleştirmek istiyor…
Birincisi; İŞİD operasyonu Amerika’nın dayatması bir operasyonudur. Çünkü IŞİD, bugüne kadar besleyip büyüttüğü ve kendi tabanının da sempati duyduğu, AKP anlayışına sahip binlerce kişinin IŞİD saflarında olduğu bilinmektedir… Bugün Amerikan uşaklık politikalarının sonucu olarak IŞİD’i terörist ilan edip göstermelik de olsa operasyonlar yapmayı kendi tabanına ancak PKK, DHKP-C ile birlikte genel bir “teröre karşı mücadele” demagojisi altında meşrulaştırabilirdi…
İkincisi, PKK düne kadar birlikte “çözüm” çerçevesinde oturup kalktığı bir örgüttür. Bugün IŞİD ile aynı torbaya koyarak halkın çeşitli kesimlerine “her türlü teröre karşı mücadele eden bir iktidar” görüntüsü vermek istemektedir…
AKP, Suriye’de Amerikan uşaklı çerçevesinde teslim olduğu konulardan birisi de PYD’nin varlığıdır. Sınırda “güvenlikli bölge” oluşturulması gibi söylemlerin hepsi altı boş olan bir söylemdir. AKP, esas olarak Amerikan politikası ne ise ona boyun eğmiştir. Nitekim Amerikan Dışişleri sözcüleri yaptığı açıklamada “IŞİD ile savaşan PYD’ye askeri desteğimiz sürecektir” demiştir. PYD Suriye’de ABD’nin kara gücü olarak kullanılmaya devam etmektedir… AKP, ABD’nin Kürt politikasına da boyun eğmiştir…
PKK’YE YÖNELİK OPERASYONLARIN AMACI NEDİR?
AKP’nin Kürt milliyetçi harekete yönelik katliamları, Kürt milliyetçi hareketin asker ve polise yönelik eylemleri “çözüm süreci bitti mi”, “ateşkes sona mı erdi?” sorularını birlikte getiriyor.
Öncelikle şunu belirtelim; “çözüm süreci” oligarşi açısında Kürt Silahlı hareketinin tasfiyesidir. AKP süreci başından beri böyle ele almıştır. Kürt milliyetçi hareket ise bir kısım düzen içi haklar kopartarak düzene yerleşmek istemektedir.
Ancak bugün Kürt milliyetçi hareket Suriye’de emperyalistler tarafından kullanılan bir güce dönüşmüştür. Ve emperyalistler bu görçekliği bugün AKP’ye kabul ettirmişlerdir.
AKP Suriye’de ABD’den Kürt politikalarına teslim olurken kendi topraklarına Kürt silahlı hareketini ezmek için ABD’den tam destek almıştır.
En sonr sınır ötesi PKK kamplarına yönelik hava operasyonu için Beyazsaray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü “NATO müttefikimiz Türkiye’nin kendini savunma hakkına saygı duyuyoruz” açıklaması verdiği desteğin boyutunu göstermektedir.
Tayyip Erdoğan’da PKK kamplarına sınır ötesi operasyonlarda sonda yaptığı açıklamada “ya silah bırakırsınız ya da sonucuna katlanırsınız” dedi.
AKP, Kürt milliyetçi harekete şartsız, koşulsuz ya silah bırakırsınız ya da sonuçlarına katlanırsınız, yakarım, yıkarım, katlederim diyor… En küçük bir hak istiyorsanız, barış istiyorsanız silah bırakın diyor. Aynı şekilde PKK ilişkinizi kesmezseniz HDP’yi de mecliste tanımayacağını söylüyor…
Kürt milliyetçi hareket uzlaşmacı, teslimiyetçi politikalarıyla bugünkü noktaya gelmiştir. Bugün tekrar asker ve polislere yönelik eylemlere başlamış olması bu uzlaşma çizgisinden çıktığı anlamına gelmez. Kürt milliyetçi hareketin silahlı, silahsız tüm politikaları oligarşiyle uçlaşma üzerinedir. Oligarşi ise benimle uzlaşıp düzene yerleşmek istiyorsan önce silah bırak diyor…DHKC Açıklama 30 Temmuz 2015
Sonuç olarak Kürt milliyetçi hareketin stratejik hedefi oligarşi ile uzlaşıp düzene yerleşmektir… Bu temelde Kürt milliyetçi hareket ile oligarşi arasındaki çelişki uzlaşmaz çelişki değildir.
Üçüncüsü; Örgütümüzün de bu torbaya konulması; AKP’nin yönetememe krizinin derinleşmesi karşısında örgütümüzün büyüyen halkın öfkesini temsil etmesindendir. DHKP-C’yi ucuz terör demagojileri ile halktan tecrit etmeyi başaramamaktadır AKP. Partimiz halkın düzene karşı büyüyen öfkesine önderlik yapan, çürümüş düzene karşı halkın iradesini oluşturan tek güçtür. DHKP-C, AKP’nin halk korkusunun silahlanmış devrimci iradesidir.
DHKP-C’ye operasyon emperyalizm ve işbirlikçi AKP’nin devrim korkusudur. Emperyalizm de, AKP de DHKP-C’nin politikalarının, siyasi etkisini halk üzerindeki etksini bilmektedir. Her geçen gün yönetememe krizi büyüyen AKP’nin her şeye rağmen sindiremediği, düzen içine çekemedeği büyüyen halkın öfkesidir.
DHKP-C’nin devrim iddiası, silahlı mücadeledeki ısrarı halkın büyüyen öfkesine öncülük edecek tek güçtür. Faşist düzenin tek alternatifidir. Barış adı altında herkes düzenle uzlaşma içine girerken DHKP-C halkı düzene değil, düzenle savaşmaya çağırıyor.
Oligarşi örgütümüz hakkında yıllardır karalama, yalan, iftira dolu propagandalar yaptı ve yapıyor. Ancak bu yalanların halkımız nezdinde bir karşılığı yoktur. Dos ta, düşman da neyi DHKP-C’nin yaptığını, neyi DHKP-C’nin yapmayacağını çok iyi bilmektedir. 45 yıllık tarihimiz düşmanın ideolojik, psikolojik tüm saldırılarını boşa çıkartacak kadar saf ve temizdir…
Onun için düşman saldırılarını IŞİD ve PKK ile örgütümüzü yan yana getirerek saldırmaktadır. Tek başına örgütümüze saldırdığında aynı etkiyi yapmayacaktır. Yakaladığı bu fırsatı iyi değerlendirmek istiyor. IŞİD’e karşı yapılan operasyonu onaylayan halkın çeşitli muhalif kesimleri aynı torba içinde DHKP-C’ye de saldırıldığında sessiz kalmalarını sağlamış olacaktır. Nitekim Günay Özarslan’ı “canlı bomba” diyerek kateletmiştir ve katliamını torba operasyon içinde meşrulaştırmak istemektedir.
Yine Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı “kandil” demagojisi… Davutoğlu çok iyi bilmektedir ki örgütümüz bırakın Kandil’i hiçbir platformda PKK ile ortak faaliyet yapmamaktadır. Buna rağmen örgütümüz PKK ile yanyana getirilerek etkileyebildiği çeşitli kesimleri etkilemek istiyor.
Burjuvazi, kendi sınıf çıkarları için olayları özünden saptırmak ister. Halk ile halk düşmanları arasındaki çatışmaları da halkın kendi iç çatışmasıymış gibi gösterir.
Bugün temel çatışma oligarşi ile halk arasındaki çatışmadır. Bu çatışma faşizmin sonunu getirecek emek sermaye, ezenlerle ezilenlerin çatışmasıdır. Bu çatışma asla uzlaşmayacak çatışacaktır. Bu çatışmanın bir yanında emperyalizm ve onu işbirlikçisi oligarşi bir tarafında halk ve onun öncü partisi DHKP-C vardır.
Tayyip Erdoğan “ya silah bırakırlar ya da sonucuna katlanırlar” diyerek bize de tehdit savurmaktadır.
Silah bırakmak teslimiyettir. Halkın davasını satmaktır.
Tehditlere asla boyun eğmeyeceğiz. Bu tehditler aynı zamanda direnen teslim olmayan tüm halkımızadır.
AKP’nin tehditlerine karşı biz de halkımızı savaşı büyütmeye çağırıyoruz. Kurtuluşun başka yolu yoktur…
HALKIMIZ;
HALKA KARŞI SAVAŞA HALKIN SAVAŞINI BÜYÜTEREK CEVAP VERELİM…
UZLAŞMA TESLİMİYET DEĞİL, KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!
DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ CEPHESİ



Check Also

Let’s write letters to the resisters!

Let’s write letters to the resisters! Let’s use our letters to get rid of isolation! ...

%d blogcu bunu beğendi: